Patican.OrG

Pati Severlerin Adresi

  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
Köpekler Hakkında Genel Bilgiler PDF Yazdır E-posta
Yazar Patican.OrG - Editör   
Pazartesi, 09 Ekim 2006 09:49

Köpekler Hakkında Genel Bilgiler

Köpeğin Evrimi

Köpeğin İnsan Yaşamındaki Tarihi

Köpeğe Yakın Bakış

Sağlıklı Bir Köpeğin Özellikleri

 

Köpeğin Evrimi

İnsanoğlunun sadık dostu köpeğin, kökeni hakkında bu güne kadar bir çok tahminler yürütülmüş ve birçok araştırmalar yapılmıştır. Tam olarak kanıtlayamayan köpekgillerin kökeni hakkında günümüzde, atasının kurt (Canis lupis) olduğu ve bu kurtlarında yaklaşık 10-15 milyon yıl önce yaşamış tomarctus'ların evrimi sonucu ortaya çıktığı görüşü kabul görmektedir.

Köpekgiller olarak adlandırabileceğimiz bu kurtların Avrupaya göçlerinin yaklaşık olarak 7 milyon yıl önce gerçekleşmiş olduğu ve 1 milyon yıl kadar önce batıya doğru göç ederek yayıldıkları sanılmaktadır. İşte bu göçler sırasında evrimini tamamlayan Canis lupis'in (kurt) evcil köpeğin (Canis familaris) atası olduğu kabul gören en güçlü teoridir.

Ancak bu evrimleşmenin başlangıcının daha geçmiş dönemlere rastladığı yapılan arkeolojik bulgularla desteklenmektedir. Yapılan araştırmalar memeliler çağı olarak adlandırılan senozoik zamanda (65 milyon yıl önce) köpek özelliklerine sahip bir canlının ilk insansı maymunlarla yaşadığını göstermektedir. Milyonlarca yıl süren bir evrimleşme sürecinden geçen bu memelilerin paleosen dönemde (65-55 milyon yıl önce) görülen ve Eosen döneminde (34-55 milyon yıl önce) evrimini sürdüren, ilkel bir etobur olan "Miacidis" (Miacis) den köken aldığı sanılmaktadır. Bu hayvan iki köpek dişine sahip olduğu için bugünkü kurt, köpek ve ayı ve kedilerin  atası sayılmaktadır. Bugün "Miacidis" soyundan gelen hayvanlar sansar, gelincik olarak kısa boyda uzun yapılı ve etobur olarak görülmektedir.

Daha sonra Oligosen dönemde (23-37 milyon yıl önce) köpeğe benzer yırtıcılar olan Hesperocyon’lardan köken aldığı düşünülen Cynodictis 12.000.000 yıl önce kedi ve köpeğin birbirinden ayrı olarak gelişmeye devam ettiği neosen dönemde görülmeye başlamıştır. Cynodictis" iki türe ayrılarak evrimini sürdürmüştür. Bunlardan birincisi sırtlana çok benzeyen ve kedimsi özellikler taşıyan Cynodesmus, diğeri ise kurt, köpek, çakal ve tilkilerin diğer bir atası olan Tomarctus’tur.

Amerikalı araştırmacılara göre, 37 milyon yıl önce ortaya çıkan ve kesici dişleriyle diğer türlerden oldukça farklı olan hesperecyon’lar ilk olarak kuzey Amerikada ortaya çıkmıştır. Hesperecyon, 7 milyon yıl önce Avrupaya geçtiği düşünülen Eucyon’ların atasıdır. Daha sonra, Avrupa’dan Asya’ya yayılan Eucon’lar, kurtlar, kır kurtları ve çakalların yer aldığı grubun gelişmesinde etkin olmuştur. Bu grubun üyesi olan kurtların gelişmesi ile oluşan, 1 milyon yıl önce evrimini tamamlayan boz kurt (Canis lupis)’de günümüz köpek ırkının atası olarak kabul edilmektedir.

Yapılan son çalışmalar köpeklerin evrim süreci konusunda pek çok soru işaretinin yanıt bulmasını kolaylaştırmaktadır. İsveçli ve Avustralyalı bilim adamlarının, Avusturalya ya özgü yabani köpekler olan Dingo’nun kökenini genetik olarak çözmesi köpeğin evrim sürecinin aydınlanmasında büyük faydalar sağlamaktadır. Bu araştırma sonucunda  Dingo’ların güneydoğu Asya’daki evcil köpeklerden türemiş olduğunun bulunması yabani köpeklerin kökeni konusunu tam olarak aydınlatmış ve bu konudaki tartışmaların da sonlanmasını sağlamıştır. Özellikle New Scientist dergisi, yabani köpeklerin kökenleri hakkındaki tartışmaların artık kapandığı görüşünü desteklemektedir.

Yeni Güney Wales Üniversitesi’nden Alan Wilton ve Stockholm Kraliyet Teknoloji Enstitüsü’nden Peter Savolainen, Avustralya’nın tüm bölgelerinde yaşayan Dingo’ların kalıtımlarını farklı kıtalardaki köpek ve kurt ırklarıyla karşılaştırmışlar. Buna göre Dingo’ların ataları yaklaşık olarak 5000 yıl önce Avustralya’ya gelen evcil güneydoğu Asya köpekleriydi. Bilim adamlarının görüşüne göre ev köpeklerinden, bugün yabanıl yaşam süren Dingo’ların gelişmesi çok uzun sürmemişti.

Genetikçiler karşılaştırmaları için anneden geçen ve kuşaklar boyu değişmeyen mitokondriyal DNA’dan yararlanmışlar. Bu şekilde akrabalık ilişkileri kesin bir şekilde saptanabildiği gibi ayrıca evcil köpek ve Dingo’ların ne şekilde ayrıldıkları hakkında da bilgi veriyor.

Yabani köpeklerin DNA’larında çok az farklılıklar bulunması nedeniyle Wilton ve Savolainen, günümüz Dingo’ların olasılıkla tek bir çiftten gelişmiş olabileceği görüşündeler.


Köpeğin tanımlamasını yapmak istersek şöyle bir sıralama görebiliriz.

Memeli hayvanlar sınıfından,
Carnivorlar (etobur) takımından,
Canidea ailesinden,
Canis familaris

Köpekler canlı türleri içinde en fazla çeşitlilik gösteren türdür. Günümüzde bilinen yaklaşık 400 tür vardır.

 

Köpeğin İnsan Yaşamındaki Tarihi

Evrim sürecinde, ilk insanla birlikte gelişimini sürdürerek günümüze kadar gelen köpek ve insan arasındaki bağlılığın vahşi yaşamdaki çıkar ilişkisinden çıkarak tam anlamıyla dostluk halini alması elbette uzun bir süreç de gerçekleşmiştir.

Kimi zaman hırçın ve yırtıcı, kimi zaman sevecen bir dost, bazen de gözümüz kulağımız olan köpeğin insanoğlunun hayatına ilk girişinin yaklaşık olarak 14.000 yıl önce olduğu sanılmaktadır. İsrail topraklarında elinde yavru tutan bir fosilin bulunması bu konuda ilk önemli bulgudur. Bu fosilin kurt mu yoksa köpek mi olduğu tam olarak anlaşılamamakla birlikte evcilleştirmeye ait ilk bulgular olarak gösterilmektedir. Ayrıca Amerika'nın batı bölgesinde yer alan İdaho'daki Beaverhead dağları, Avrupa, Asya ve Kolombiya!da aynı döneme ait bulguların olması köpeğin 12-14 bin yıl önce evcilleştiğini ve insanoğlunun yaşamında ilk kez bu dönemde yer aldığını göstermektedir.

İsveçli moleküler biyolog Peter Savolainen'ın son araştırmasına göre, bu dostluk çok eskilere dayanıyor. İnsan ve köpek arasındaki ilk yakınlaşma bundan 15 000 yıl önce doğu Asya'da başlamış. Savolainen'ın Kunming'deki (Çin) kalıntılar üzerindeki analizi, yüz kiloluk Saint Bernard köpeğinden, basık burunlu, salyalı Buldog ve çevik tazı köpeğine kadar tüm cinslerin tek bir gen havuzundan doğduğunu gösteriyor.

Bu analiz, yalnızca anneden mitokondrilere geçen kalıtımın incelenmesine dayanmakta. Avrupa, Asya, Afrika ve Asya?da incelenen 654 köpeğin verilerinin 38 Avrasya kurduyla karşılaştırıldığında, köpeğin taş devrinin sonlarına doğru evcilleştirildiği kabul edilmiştir.

En eski köpek kalıntısını bulduklarını iddia eden arkeologlar ilginç bir biçimde birbirinden farklı tarihler verebilmekte. Bu da köpeğin ilk evcilleştirildiği tarih konusunda çeşitli soru işaretlerine nden olsa da son dönemde yapılan bu mitokondriyal analizi destekleyen pek çok arkeolojik bulgunun olması köpeğin evcilleştirme tarihini kesinleştirmektedir.

Anadolu'da bulunan en eski köpek belgesi M.Ö.9000 yılına aittir. Neolitik dönem insanları tarafından Çatalhöyük'teki bir tapınak duvarına avcıyla köpeğini birlikte resmedilmesi Anadoludaki evcilleştirmenin bu dönemde başlamış olduğunu göstermektedir. Buna karşın İtalyan araştırmacıların, buldukları kalıntılardan yaptıkları DNA analizleri sonucunda kurdun 10 000 -14 000, köpeğin ise yaklaşık olarak 3500 yıllık bir geçmişi olduğunu açıklaması çelişkiye neden olmaktadır. İtalya gibi bir avrupa ülkesi olan Almanya?da Ren nehri kıyısındaki Oberkassel buluntu yerinden çıkarılan ve Alman bilim adamları tarafından en eski köpek kalıntısı olduğu savunulan köpek çenesinin 14000 yıllık olduğunu açıklaması soru işaretlerinin artmasına neden olmuştur. Tel Aviv Üniversitesi'nden Tamar Dayan'a göre, 14000 yıllık bir mezarda bir kadın fosiliyle bulunan kalıntılar en eski köpek kalıntılarıdır ve köpeğin ilk kez Yakındoğu'da evcilleştirildiğine işaret etmektedir.

İlk evcilleştirilen tür olarak kabul edilen kurtlar, göçebe insan toplulukları ile yakın dolaşarak onların artıkları ile beslenmekteydi. Zamanla ortak çıkarları doğrultusunda birlikte avlanmaya başlayan kurtlar ve insanlar arasındaki bu ilişki kısa sürede uyumlu bir beraberlik halini almıştır.

Zamanla insanoğlu zeki ve uyumlu olan bu hayvanları, bekçilik, avcılık gibi yeteneklerine göre seçip yetiştirmeye başladıkça ilk cinsler oluşmaya başlamıştır. Köpek türlerinin gelişimi insanoğlunun ihtiyaçları ve çevre koşullarına göre olmuş ve melezleme ile birçok yeni cins oluşmuştur.

Yakın tarihe ait bulgulara bakıldığında bu durum belirgin olarak görülebilmektedir. Örneğin MÖ.4500 yıllarına ait mağara duvar resimlerinde avcı olarak çizilen köpeklerin, firavunlar döneminde Mısırda bekçi olarak tasvir edildiğini, Roma'da savaşlarda mesajcı olarak kullandığını, Ortaçağ Avrupasında manastırlarda keşişleri koruduğunu ve onlara arkadaşlık yaptığını, rönesans döneminde aristokratların lüksü, İngilterede sürü çobanı olarak görebiliriz.

Anadolu da efsanelerin kahramanı (Yedi uyuyanlar efsanesinde kıtmir) olduğu gibi, Alp dağlarında hayat kurtarıcı olarak karşımıza çıkan, bazen bir avcı, bazen bir haberci, bazen bir dövüşçü, bazen bir koruyucu, bazen bir bekçi olarak insanlara hizmet veren köpekler, bugün ise artık insanoğlunun yaşantısında can dostu olarak yerini almıştır.

 

Köpeğe Yakın Bakış

Köpekler, literatürlere göre

Memeli hayvanlar sınıfından,
Carnivorlar (etobur) takımından,
Canidea ailesinden,
Canis familaris olarak tanımlanabilirler.

Tür ve cinsiyetine göre, beden yapısı, ağırlık, boy, tüy yapısı ve daha pek çok özelliği ile birbirinden oldukça farklı olan köpeklerde sindirim, solunum, dolaşım, üriner, immun, sinir, lenf, endokrin ve ekzokrin sistemleri ve genital sistemler gibi temel sistemler aynı prensiplerle işlev görmektedir.

Tüm köpeklerde anatomik yapı baş, gövde ve eklenti yapılar olarak sınıflandırılır. Baş ırklara göre farklılıklar gösterebilen yapıdadır ve büyüklük ve biçim olarak sınıflandırılabilir. Örneğin büyük, orta, küçük veya kısa, uzun, orta gibi. Ayrıca köpek ırkları yüzün basıklığı yani burunun uzunluğuna göre, dolichocephalic, brachycephalic, mesocephalic ırklar olarak 3 grupta sınıflandırılır.

Tüm köpek ırklarında kulak kanalı dirsekli yapıdadır ve dış kulak, orta kulak ve iç kulak olarak üç bölümden oluşur. Buna karşın kulak kepçeleri birbirinden oldukça farklı şekil ve büyüklüktedir. Tüm ırklarda kemik sayısı aynıdır ve vücutlarında ortalama 319 adet kemik bulunur. Tüm erişkin köpeklerde 42 adet diş bulunur. Duyu organlarından biri olan deri ergin bir köpekte vücut ağırlığının yaklaşık % 12 sini oluşturur.

Gövde anatomik yapının en geniş bölümünü oluşturur. Bu alan köpeğin hayati öneme sahip kalp, karaciğer, akciğer, böbrek, dalak, mide, bağırsaklar ve idrar kesesinin yerleştiği bölümdür. Temel organlar olan kalp ve akciğer gögüs kafesiyle sarılmıştır. Göğüs bölgesinde sağlı sollu 13 er adet olan kaburga kemikleri sternum olarak adlandırılan göğüs kemiği ile birleşmiştir. Sadece son kaburğa kemikleri daha kısadır ve uç bölümde yer alan kıkırdak bölüm sternum ile birleşmemiştir. Bu nedenle bu kaburğa kemikleri yüzer kaburga kemiği (costae) olarak adlandırılır. Hayati önemi olan ve bölgede yerleşen akciğerler lobüler yapıdadır. Sol akciğer iki, sağ akciğer ise üç lobdan oluşur.

Hayati bir organ olan karaciger de lobüler yapıdadır. Diyaframın arkasında ve midenin ön tarafında yerleşmiş olan karaciğerin sol lobu bütün, sağ lob ise, ön lob, orta lob ve arka lob olarak üç parçalıdır. Sol tarafta ayrıca bir arka lob, sağ ve sol loblar arasında da quadrat lob vardır. Ayrıca safra keseside sağ orta lob ve quadrat lob arasında yerleşmiştir.

Parenchymatous yapıda bir organ olan dalak tek parça halindedir ve sol karın duvarına yaslanmış olarak midenin gerisinde yer alır. Mide tek bölmelidir.

Bağırsaklar, on iki parmak bağırsağı (duodenum), ince bağırsak, kalın bağırsak, kör bağırsak ve rektum olarak bölümlendirilir. Tüm bağırsak uzunluğu içinde en fazla olan kısım ince bağırsaklardır. Rectum sindirim sisteminin son bölümüdür ve anüsle dışarı açılır.

Bu bölgede dışkının çıkışını kolaylaştıran salgı bezleri yani anal keseler sağ ve solda birer adet bulunur. Genital organlar ve boşaltım sistemi organlarıda gövde bölümünde yer almakla birlikte karın içi organlar olarak pek adlandırılmaz.

Eklenti organları ise ön kol, arka bacak ve kuyruk olarak sayılabilir. Kuyruk tüm köpeklerde şekil ve uzunluk yönünden oldukça farklı olabilir.

 

Sağlıklı bir köpeğin fiziksel yapısı nasıldır?

VÜCUT ISISI38-39 C'
SOLUNUM10-40 / dakika
NABIZ60-160 / dakika YETİŞKİN
200-220 / dakika  YAVRU
DİŞ SAYISI42 (YETİŞKİN)
İLK SÜT DİŞİ ÇIKIŞI 4-5 haftalık
DİŞ DEĞİŞİM YAŞI4 AYLIK (Diş değişim yaşı ırklara göre değişim gösterebilir. Ortalama
4 aylıkken başlayan değişim 6 aylık olduklarında tamamlanır.)
KIZGINLIK SÜRESİ6 ayda bir 21 gün
ERGENLİK YAŞI7 - 12 AY
GEBE  KALMA DÖNEMİKIZGINLIĞIN 9-13 GÜNLERİ ARASI
UYGUN ÇİFTLEŞME YAŞI18 AYLIK
GEBELİK SÜRESİORTALAMA 60 GÜN
DOĞUMDAKİ YAVRU SAYISI 1 - 14
GÖZLERPARLAK VE CANLI, CONJUKTİVALAR BEYAZ PEMBE RENKTE
AĞIZ VE DİLPEMBE RENKTE
BURUNNEMLİ
KALORİ İHTİYACI KÜÇÜK IRK (2 KG- 10 KG) ----200 kcal - 750 kcal / günlük
ORTA BOY IRK (11 KG - 25 KG)--800 kcal - 1500 kcal /günlük
BÜYÜK IRK (26 KG - 40 KG)--1600 kcal - 2100 kcal/günlük
TÜY DEĞİŞTİRMESENEDE 2 KEZ

 

 

Salı, 02 Eylül 2008 16:04 tarihinde güncellendi
 
 

Siteyi Gezenler

Bugün35
Bu Ay176
Toplam13826

Baslangic Tarihi 11/09/2008